Zaman su gibi
Zaman su gibi akıyor, suyun aktığı yöne doğru gidiyorum bu aralar ben de. Kanatlarım ıslak, uçamıyorum eskisi gibi, su götürüyor ben de sadece nefes alıyorum. Bir süre böyle... Kontrol edemiyorum, edemediğimi anladım teslim olmayı deniyorum. Alışık değilim, zor geliyor. Karşıma çıkan yollardan hangisini seçeceğime dair işaretler arıyorum, eski alışkanlıklarım bana garantili yolu bulmak için yöntemler öneriyor. Hayat beni test ediyor, hiçbir işaret karşıma çıkmıyor. Teslim oldum, suyun aktığı yöne gideyim diyorum. Düşünmeden hiç, müdahale etmeden. Aktığı gibi... Akmadığı yerde de beklerim. Becerebilir miyim? Bu da seçtiğim bir yol değil mi? Müdahale etseydim o günlerde olanlara neler olurdu diyeceğim belki de. Hayatın kurgusu ne kadar akıllıca, o kadar dinamik ki herşey. Bir kelebeğin kanat çırpması gerçekten dünyanın öbür ucunda fırtına çıkartır mı? Bu kelebeğin çırpınışları nerede, kimde fırtınalar kopartabiliyor acaba? Kendi çırpınışlarından oluşan bir fırtına sonrasında sel sularına kapılmak da var ya, belki de olan budur...
Şeker yerse düzelir ıslak kanatları, uçabilir yeniden diye zorla kelebeklere şeker yedirirdik eskiden. Şekerimi bulamadım belki de derdim odur...


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Ana sayfa