Gülerdik biz...
En son ne zaman gülme krizine girdim acaba? Biz ne çok gülerdik? Karnımıza ağrılar girene kadar, nefes alamayacak hale gelene kadar, gözlerimizden yaşlar akana kadar. Yolda, otobüste, derste... Büyükler hep ters ters bakar ama kikirdeyenlere. Çocuklukta izin vardır da sonra sustururlar seni. Efendi ol derler. Hiç hatırlamıyorum ilk kim söyledi ama çok güldük ağlayacağız derdik hep. Buna ciddi ciddi de inanırdım ben... Çok güldük de ondan mı ağladık? Nasıl bir mantık bu böyle... derken böyle susuyor büyüyoruz belki de...
Sanki gittikçe daha az gülüyoruz, o engelsiz kahkahaları daha az mı duyuyoruz? Büyüyemeyen çocuk adamlar ve kadınlar daha çok mu güler? Hayata kafa tutanlar, çarklara kahkahasını kaptırmayanlar da var değil mi? Bunları düşünürken ben Pazar günü gazetede okudum, Gülse Birsel yazmış: Bir Alman psikoloğun yaptığı araştırmaya göre, insanlar gittikçe daha az gülüyor. Ortalama alındığında, 50'li yıllarda günde 18 kere gülen sıradan insan, artık günde 6 kereyi geçemiyor! Çocuklarsa daha iyi durumda, günde 400 defaya kadar çıkabiliyorlarmış... Gülmek çok faydalı olduğundan (Annem 10 dakika gülmek bir pirzolaya bedelmiş derlerdi) gülme yogası diye bir spor bile gelişmiş, insanlar madem gülemiyor, refleksini geliştiriyolarmış..
Yapay gülücüklerden, kahkahalardan kime ne fayda gelir ki? Hayat bu kadar ciddi bişiy mi? Eziyor da geçiyor mu herkesleri? Gülüşümüzü alıyor da yerine hüzünler mi koyuyor? İnadına gülmek lazım be! İnadına gülmek lazım...


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Ana sayfa