Düşüşler çıkışlar duruşlar

Devletler gibiyiz belki de, yükselme devirlerimiz var, duraklama devirlerimiz, lale devirlerimiz... Bazen herşey güzel gider, herşey pespembe, çiçekler, kelebekler, güneş hiç batmaz üzerinde... Bazen de kendi kazdığın çukurun içinde çamurlara bulanır ayakların, kalbin, kurtulamazsın, uyursun da uyursun. Bazen tüm dünya dönmeyi bırakıp seni bekler. Bazen de koşar koşar yakalayamazsın.

Durgunluklar hiçbirine benzemez ya. Ne uçarsın, ne uyursun. Bir değişim dönemi, fırtına öncesi sessizlikler. (Veya hayatını her daim kurcalayıp, karıştırmayı başaranlar için diyelim, bu böyle işte...) Düşünürsün, kararlar verirsin, "bi daha üzülmem bu kadar canım" der, yeni kanunlarını yazarsın. Ama öylece, akışa kendini bırakmış, günlük yaşarken, yarın için mini umutlarla mini hayaller kurmaya çalışır onlardan bile bazen korkarsın. Mutsuz değilsindir, umutsuz değilsindir, ama durgun ve kırgınsındır... Defalarca yeniden başlamaktan yorgunsundur. Kabullenirsin... Derken bi kitap okur veya bi şarkı duyarsın da tokat gibi çarpar suratına:

Ne zaman canın yansa bu kadar derinden
Sanırsın mümkün değil bi daha üzülmen
Ne inat, ne gözü kara, ne dayanıklı yürek
Acıyor aynı yerden herşeye rağmen
Ne akıl kar ediyor, ne fikir o sırada
Biliyorsun geçiyor zamanla ama ne fayda?

(Sezen Aksu, Yaralı)

Dünyanın düzeni bu demek ki der, yenilgiyi ve gelecekteki yenilgilerini kabullenirsin ilk defa. Sivri bir kolun daha hayatın çarkına takılıp kırılır.. Tozlar gözünün kenarında, alnındaki çizgide, saçındaki beyazda... Aklına bir soru takılır: Olgunluk bu mu? Değişiyor muyum? Belki de...

Önemli not: Şarkının devamını yazmazsam haksızlık olacak :)

Adıyorum aşka geri kalanımı
Suya söyledim gitti en son yalanımı
Aşkın da en hesapsız kitapsız olanını

Yaşamazsam kara kaplıya kaydedin beni

buyrun, gelecekteki yenilgilere bir merhaba... Herkese en güzelinden yenilgiler diliyorum.

Powered by Blogger

   Ziyaretçilerim